İcra ve İflas Hukuku

Senedin sonradan doldurulması – tahrifat

senedin sonradan doldurulmasi tahrifat 8333

senedin sonradan doldurulması

Ticari ilişkilerin düzenlenmesi ve güvence altına alınması amacıyla kullanılan senetler, ticaretin akışını düzenlemek ve taraflar arasındaki hukuki ilişkileri kolaylaştırmak için hayati bir önem taşır. Ancak taraflar, bilgi eksikliği nedeniyle veya güven ilişkisine dayanarak senedin bazı kısımlarını boş bırakabilmektedirler. Bu durumda ise senedin sonradan doldurulması gündeme gelebilmektedir.

Senedin sonradan doldurulduğu nasıl ispat edilir?

Senedin sözleşmeye aykırı bir şekilde sonradan doldurulduğu iddiası yazılı delille ispat edilebilir. Bu davalar karşı tarafın açık rızası olmadan tanıkla ispatlanamaz.

Senette düzenleme tarihinin sonradan yazılması

Yargıtay 19. H.D. 2001/1568 E., 2001/5172 K.

Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre takip konusu senetteki vade tarihi ve düzenleme tarihinin sonradan başka bir kalemle yazıldığı, taraflar arasındaki anlaşmaya göre 27.01.1999 tarihinden altı ay sonrası olan 27.07.1999 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı ancak takip tarihi itibariyle vade tarihinin dolmadığı ve takip ile davacının temerrüde düştüğü ve davalıya işlemiş faiz borcu bulunmadığı gerekçesiyle takibe konu borç nedeniyle davacının 1.440.000.000.TL borcu olmadığının tespitine dair verilen hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, vade ve düzenleme tarihleri boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasına ilişkindir.

TTK’nın 690. maddesi yollamasıyla senetlerde de uygulanması gereken aynı yasanın 592. maddesinde, bir senedin tamamen doldurulmadan tanziminin (tedavüle çıkarılmasının) mümkün olduğu, anlaşmaya aykırı olarak doldurulmuş bulunduğu yolundaki iddianın (HUMK. Md. 290. uyarınca) usulen kanıtlanması gerektiği öngörülmüştür.

”Senette zorunlu unsurlar nelerdir?” adlı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Senedin sonradan doldurulması menfi tespit davası

Senedin sonradan doldurulduğu iddiasını icra mahkemesi incelemez. Bu nedenle genel mahkemede menfi tespit davası açılmalıdır. Menfi tespit davasında ise senedin sözleşmeye aykırı bir şekilde sonradan doldurulduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 12. H.D. 2004/21855 E., 2004/26797 K.:

Borçlu İİK’nın 62/5. maddesinde öngörülen nitelikte “açık bir şekilde” imza inkarında bulunmamıştır. Senet metninin sonradan doldurulduğu iddiası ise icra mahkemesinde incelenemez.

Senedin sonradan doldurulması Yargıtay kararları

Yargıtay 19. H.D. 2019/341 E., 2020/1368 K.:

… yapılan yargılama neticesinde davanın kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olduğu, takip konusu bonoda davacının keşideci davalının ise lehtar durumunda olduğu, bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, TTK’nın 778/1-f maddesinin yollaması ile 680/1.maddesi uyarınca tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davacının senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu kanıtlamaya elverişli yazılı delil bildirmediği, mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre ispat yükü doğru belirlenerek aynı gerekçe ile davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onanmasına…

Yargıtay 19. H.D. 2006/19605 E., 2006/22788 K.:

Borçlunun İcra Mahkemesine başvurduğu, senedin boş olarak verildiği, daha sonradan bunun doldurularak takibe konulması nedeniyle takibin iptaline yöneliktir. Mahkemece terimanalist bilirkişiden de rapor alınarak senedin zorunlu unsurlarından olan tanzim yerinin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve tapuda yapılacak devir işlemlerine ilişkin sözleşmeye dayalı olarak verildiği kanaatiyle takibin İİK’nın 170/a maddesi uyarınca iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili olarak TTK’nın 690. maddesi göndermesi ile uygulanması gereken 599. maddesi aynen; (poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münabesebetlere dayanan defileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun) Yine aynı kanunun 592. maddesinde ise (tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış olan bir poliçe, aralarındaki anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurulursa bu anlaşmalara riayet edilmemiş olması keyfiyeti hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün olsun) işbu yasal düzenlemeler karşısında borçlunun, hamile karşı ileri sürdüğü her iki iddianın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

 

Bizimle iletişime geçin…

Yılmaz & Kızılcan Hukuk – İcra Hukuku Departmanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir